Aylık arşivler: Aralık 2014

Tam Öğrenme Modeli

Tam Öğrenme Modeli, “Olumlu öğrenme koşulları sağlandığında, öğrencilerin başarılı olmaları kaçınılmazdır” der…

Çünkü “öğrenemeyen öğrenci yoktur.Öğretemeyen öğretmen vardır” anlayışındadır.

En çok zaman alan model budur.

Bloom tarafından icat edilmiştir.

Tam Öğrenme Modelinde İzlenecek Adımlar

  1. Hedef davranışlar doğrultusunda ayrıntılı bir plan hazırlanır.(Ders öncesi)
  2. (Ders başlıyor)Giriş davranışları testi kullanılarak öğrencilerin ön bilgi, tutumları ortaya çıkarılıyor.(Dersin başında derse başlıyor.Sürekli test yapıyorsa tam öğrenmedir.)
    Testler not vermek amacıyla yapılmıyor.Eksikleri belirleyip tamamlamak için yapılıyor.
  3. Test sonucunda belirlenen eksik bilgiler tamamlanır olumsuz tutumlar iyileştirilir.
  4. Aktif katılım sağlayarak ünite işlenir.
  5. İşlenen bölümle ilgili izleme testi uygulanır.(Biçimlendirici Test)
  6. Test sonucuna göre öğrenemeyenlere tamamlayıcı, öğrenenlere zevginleştirici ek etkinlik uygulanır.
  7. Tamamlama etkinliğine yönelik paralel izleme testi yapılır.
  8. Sınıfın tamamı ünitenin en az %70ini öğrendiğinde ünite bitirilir.
Tam Öğrenme Modelinin Değişkenleri
Öğrenci Giriş Davranışları
Öğrenci Niteliği
(Öğrencinin sahip olduğu nitelikleridir ve başarıya %75 etki eder.)
Öğretmenin Yapacağı İşle İlgili
Öğretim Hizmetleri Niteliği(Süreç)
(Verilen öğretim hizmetinin niteliğidir ve başarıya %25 etki eder.)

Öğrenme Ürünleri
Öğrenci Ürünleri(Çıktı)
(Sürecin sonunda ortaya çıkan ürünlerdir.)

Bilişsel Giriş Özellikleri

(Öğrencinin sahip olduğu zihinsel yeterliliklerdir ve başarıyı %50 etkiler.)

  • Ön bilgi
  • Okuma hızı
  • Anlama kapasitesi
  • Beceri
Duyuşsal Giriş Özellikleri

(Öğrencinin sahio olduğu duygusal özelliklerdir ve başarıya %25 etki eder.)

  • İlgi
  • Tutum
  • Akademik Benlik(Özgüven)
    (En Önemlileri BUDUR!!!)
  • Pekiştirme
  • İpucu
  • Dönüt – Düzeltme
  • Etkin Katılım(En önemli bu)
Bilişsel Ürünler

Sürecin sonunda iyi hale gelmiş;

  • Ön bilgi
  • Okuma hızı
  • Anlama kapasitesi
  • Beceri

Sürecin sonunda bütün sınıfın ön bilgisi, okuma hızı, anlama kapasitesi ve becerisi iyi hale geliyor.

Duyuşsal Ürünler

Sürecin sonunda pozitif hale gelmiş;

  • İlgi
  • Tutum
  • Akademik Benlik

İlgi yükseliyor, tutum pozitif oluyor ve akademik benlik tavan yapıyor.

Tam Öğrenme Modelinin Tamamlayıcı Eğitim Etkinlikleri(Ek Öğrenmeler)

  1. Farklı yöntem ve tekrar.
  2. Küçük grupla tekrar.
  3. Birebir tekrar.
  4. Kaynak ve yardımcı kitapla tekrar.
  5. Eğitsel oyunla tekrar.
  6. Programlı öğretimle tekrar.
  7. Okulda veya evde etütle tekrar.

Akran öğrenimi ek öğrenme olamaz…Çünkü, öğretme sorumluluğu çocuklarda değil öğretmendedir…

Bu model, bireyesl farklılıkları göz ardı ettiğinden çağdaş değildir.

Temel Öğretim Modeli

  • Davranışçı ve bilişsel yaklaşımın sentezidir.Yani hem dış hemde iç faktörler vardır.
  • Öğretim sürecinde, hedefler – giriş davranışları – öğretme öğrenme etkinliği – değerlendirme basamakları bulunur
  • Öğrencinin sınıf içinde başarılı olması için 5 temel ihtiyacı karşılanmalıdır.
    • Fizyolojik
    • Sevgi
    • Güç(Başarıdanda tattırılacak)
    • Özgürlük
    • Eğlence

    Bunlar karşılanırsa en iyi öğretim okulda ve sınıfta olur.

Temel Öğretim Modelinin Ögeleri

  1. Öğretim Hedefleri(Hedef)
  2. Giriş Davranışları(Öğrencilerin sahip olduğu ön bilgi, beceri ve tutumlardır.Dikkat ederseniz içerik gitmiş bu gelmiştir.)
  3. Öğretim İşlemleri(Eğitim Durumları)
  4. Değerlendirme

Guthrie’nin Öğrenme Kuramı(Guthrie Bitişiklik Kuramı)

Uyarıcı + Uyarıcı -> Tepki(U + U -> T) yoktur.

Uyarıcı -> Tepki(U -> T) yeter ve koşullanma böyle geçer diyor.

Yani koşullanma için tek deneme yeterlidir.Pekiştirmeye gerek yoktur.

Öğrenmenin Tek Yasası “Bitişiklik” tir.

Lakin buradaki bitişiklik bildiğimiz bitişiklik değildir.Guthrie’ye göre, bir uyarıcıya karşı yapılan tepkinin, daha sonra aynı uyarıcıyla karşılaşıldığında da gösterilme eğilimi vardır.

Öğrenme için pekiştirmeye ve tekrara gerek yoktur.Etkinlikler ya da becerilerin edinilmesindeki tekrarın rolünü kabul eder.Hareketlerin(bir kas ya da salgı bezinin basit bir tepkisi) öğrenilmesi için tekrara gerek yoktur ancak tekrar, etkinliklerin ya da becerilerin öğrenilmesinde etkilidir.Guthrie’ye göre beceri, her biri tek bir denemede öğrenilen çok sayıdaki uyarıcı tepki bağlarından(hareket ve etkinlikten) oluşmaktadır.Buna örnek olarak, otomobil kullanma, piyano çalma, bisiklete binme, dans etme vb… verilebilir.Bu beceri davranışlarını edinebilmemiz için tabikide tekrar ve alıştırma gereklidir.

Öğrenme için bitişiklik yeterlidir…
Gördüğünüz gibi öğrenme için bitişikliği yeterli görmekte, Watson gibi sıklığa gerek görmemektedir.

Ceza öğrenmede etkisizdir ve cezaya alternatif yöntemler kullanılmalıdır.

Guthrie’ye Göre İstenmeyen Davranışların ortadan Kaldırılması

Guthrie’ye göre istenmeyen davranışları BEZ ile siliyoruz 🙂

  • Bıktırma(Yorma) Yöntemi
  • Eşik Yöntemi(Alıştırma Yöntemi)
  • Zıt Tepki Yöntemi
İstenmeyen Davranışların Ortadan Kaldırılması
Eşik Yöntemi(Alıştırma Yöntemi)Korkunun dışındaki herşey eşik yöntemi kullanır.Korkunun dışındaki istenmeyen davranışların ortadan kaldırılmasında kullanılır.

Sistematik Duyarsızlaştırma

Sistematik Duyarsızlaştırmayla benzerdir… Uyarıcı yavaş yavaş arttırılırken, tepki yavaş yavaş azalacaktır.Korku dışındaki istenmeyen durumlarda kullanılır.

Eşik Yöntemi ile Sistematik Duyarsızlaşma arasındaki fark nedir?

Bir örnek üzerinden açıklamak gerekirse,

Bir kişi yaşantı sonucu uçak korkusu kazanmışsa, bu korkuyu ortadan kaldırmak için öncelikle havalimanında gezersiniz, sonra uçakları yakından izlersiniz, sonra uçağın içine girersiniz ve en son uçakla beraber yolculur edersiniz.Yani uyarıcı belirli bir miktarda arttırılırken, istenmeyen tepkide belirli bir miktarda düşeceği için sistematik duyarsızlaştırma söz konusudur.

“Eee peki ben Eşik Yönteminden Sistematik Duyarsızlaştırmayı bir tek korkudan mı ayırt edecem?” diye sorarsanız eğer hayır tabi ki de….

Örneğimizi şöyle değiştirirsek eğer durumu daha net anlatabilirim,

Bir kişinin hiç uçağa binmemesine rağmen uçak korkusu vardır.(yani önceden bir yaşantı söz konusu değil).İşte bu kişiyi yukarıdaki örnekte ne yapıyorsak aynısını yapar uçak korkusunu yok ederiz.

Eşik ile Sistematik arasındaki farkı umarım anlamışsınızdır.

Sistematik Duyarsızlaştırma’da yaşantı sonucunda öğrenilmiş “korku” ortadan kaldırılır.
Eşik Yönteminde ise yaşantı sonucunda öğrenmediği ama bir şekilde var olan “korku” ortadan kaldırılır.

Eğer korku yoksa zaten eşik yöntemidir…

Örnek olarak, zeytini sevmeyen çocuğa zeytini sevdirmek için azar azar zeytin vermek.

Zıt Tepki Yöntemi(Çatışan Uyarıcılar Yöntemi)Aynı anda biri olumlu diğeri olumsuz iki uyarıcı verilerek istenmeyen tepki ortadan kaldırılır.

Zıt Tepki Yöntemi

Olumlu uyarıcıyla, Olumsuz uyarıcı aynı anda verilerek istenmeyen tepki ortadan kaldırılıyor.Çocuk köpekten korkuyor, annesine güveniyorsa eğer, annesinin yanında köpek ile gezerse istenmeyen korku ortadan kaldırılıyor.

Örnek olarak, çocuğun deniz korkusu olduğu için denize girmiyor.Babası çocuğu kucağına alıp birlikte denize giriyor.

Buradaki amaç her iki uyarıcıyı birlikte aynı ortama sokmak ve aralarında mücadele ettirmektir.

Karşıt koşullanmaya benzetilir, lakin karşıt koşullanmada uyarıcılar mücadele etmezler.İstenmeyen uyarıcıyla, istenen uyarıcı değiştirilir.

İstenmeyen bir teknik direktör yerine istenen bir teknik direktörün gelmesi bir karşıt koşullanmadır.Çünkü iki uyarıcı aynı anda aynı ortamda değil ve mücadele yok.

 

Bıktırma(Yorma) YöntemiPsikomotor davranışlarla ilgilidir.İstenmeyen davranışı bıktırıncaya kadar yaptırmaktır.

Organizmayı yorana kadar yaptırmaktır.

Örneğin, çocuk duvarları boyuyorsa eğer komple evi boyattırın ve sonra bakın nasıl bir daha yapmıyor.

Ya da

Sigara içene bir günde dört paket bitirtirsen bıkkınlıktan birdaha zor içecektir.

Maruz Bırakma(Karşı Karşıya Getirme-Bombardıman Yöntemi)Guthrie’yi gattar Guthrie yapan yöntemdir.

Duyularla ilgilidir.

Korku vericiyi birden bire ve çok yoğun bir şekilde vermektir.

Örneğin, kişi fareden korkuyorsa eğer farelerle dolu bir odaya bir anda atıp orada bir müddet kalmasını sağlamaktır.İlk etapta anal kaslarından nabız kontrolü yapılacak kıvamda olsada zamanla korkusunu yenecektir.

Ya da

Karanlıktan korkanı karanlık odada bir müddet bekletmek.

Watson’un Bitişikliği İle İlgili Temel Kavramlar

Merhaba dostlar…Pavyonun köpeğinden sonra sıra geldi Watson denen adamın Bitişiklik kuramına.

Bu herif davranışçıların kuram babasıymış.Çevre kavramına çok önem verir imiş.

“Bana iki çocuk verin, birini sapık, diğerini doktor yapayım…”yanlış hatırlamıyorsam böyle bir söz söylemişti…Görüdüğünüz gibi öğrenmede çevrenin ne kadar etkili olduğunu savunuyor.

“İnsan çevresel koşullanmalarının ürünü bir varlıktır…” sözüde bu adamın ağzından çıkmıştır.

Şimdi Watson’un Bitişiklik kuramı ile ilgili temel kavramlara bir göz atalım…

İstenmeyen davranışları ortadan kaldırılmasıyla ilgili neler önermiş bakalım.

Korku Koşullanması

Watson, insanların daha önceden korkmadıkları birşeyi korkuyla koşullandırabileceğini iddaa etmektedir.

Örneğin,

Tavşan

Rıfkı

Bir çocuk, adam ya da genel anlamda bir insan beyaz davşandan korkar mı la? 😀

Şunun güzelliğine bakın, ben onun o yumuşacık tüylerini, pala bıyıklarını yerim….Uyyy…(Mangalda da iyi gider)

Watson demiş ki, ben bir insanı tavşandan kormadığı halde tavşana korku oluşturabilirim demiş ve şöyle bir koşullanma süreci gerçekleştirmiş.

Beyaz Davşan -> Korku Yok
Yüksek Ses -> Korku Var
———
Beyaz Davşan + Yüksek Ses -> Korku
Beyaz Davşan = Nötr Uyarıcı
Yüksek Ses = Koşulsuz Uyarıcı
Korku = Koşulsuz Tepki
———
Beyaz Davşan -> Korku
Beyaz Davşan = Koşullu Uyarıcı
Korku = Koşullu Tepki

Korkunun Genellenmesi

Koşullu uyarıcının benzerlerine aynı tepkiyi göstermeye başlıyor.

Bitişiklik(Yakınlık)

Öğrenmede, koşullu ve koşulsuz uyarıcının çok yakın zamanda peş peşe verilmesidir.

Sistematik Duyarsızlaştırma

Sadece korkularla ilgilidir.

Korku verici uyaranın azar azar arttırılarak istenmeyen tepkiyi ortadan kaldırmaktır.

Sistematik Duyarsızlaştırma

Şekilde de gözüktüğü gibi korku veren uyarıcı azar azar arttırılarak istenmeyen tepki ortadan azar azar kaldırılmaktadır.

Sıklık İlkesi(Tekrar)

Koşullu uyarıcı ile koşulsuz uyarıcı ne kadar sık verilirse öğrenme o kadar güçlenir.

En Son ve En Sık İlkesi

Bir uyarıcıya karşı verilen tepki, o uyarıcıya karşı en son yapılmış ve en sık tekrar eden tepkidir.

Yani, en son öğrendiğimiz şeyin daha sonra karşılaştığımızda ilk vereceğimiz tepki olduğunu vurguluyor.

Buna bir örnek vermek gerekirse eğer,

Bir KPSS öğrencisi, tahsil hayatı boyunca matematik dersini zorluğundan dolayı sevmemiş ve tüm okul hayatı boyunca bu böyle gitmiştir.Gün gelir KPSS’ye çalışma sürecine girdiği zaman matematik dersini gene sevmemekte ve zorlanmaktadır.Yani gördüğünüz gibi, en sık matematiği sevmediği için ve en son bu tepkiyi verdiği için gün gelince matematiği gene sevmemektedir.

Ya da

Askerde güzel günler geçiren birisi bir arkadaşıyla kavga edip ondan nefret duyarak teskeresini almıştır.Yıllar sonra yine o arkadaşına denk geldiğinde vereceği ilk tepki, en son olan tepkisi olan nefret olacaktır.

Bir uyarıcıya en son gösterdiği tepki veya en sık gösterdiği tepki neyse o uyarıcıyla bir daha karşılaştığında aynı tepkiyi vermesidir.

Ek bilgiler

  • Öğrenmede tekrar önemlidir.
  • Öğrenmede bitişiklik ve sıklık yeterlidir.Pekiştirme öğrenme için mutlaka bir şart değildir.
  • Uyarıcı – Uyarıcı -> Tepki(U – U -> T) vardır

Klasik Koşullanma Ek Bilgiler

Öğrenilmiş Çaresizlik

Çağresizliği öğrenmedir.

Bir uyarana karşı ne kadar çaba gösterirse göstersin, durumu değiştiremeyeceğini öğrenen organizmanın uyaran verilmeye devam etse bile tepki vermeyi bırakması durumudur.

Ya çaresizsiniz ya çare sizsiniz…

Örneğin; bir tıp öğrencisi mezun olduktan sonra TUS sınavına girsin.Birdir, ikidir, üçtür derken önceki başarısız davranışlarına sığınarak başarısız olmayı kabulleniyor ve sınava girmekten vaz geçiyor.

Dikkat ederseniz eğer, öğrenilmiş çaresizlikte öncelikle bir çok olumsuz ya da başarısız davranış söz konusudur.

“Ben ne yaparsam yapayım başarılı olamayacağım!”, “Ne b*k yediysem olmadı bundan sonra gene olmaz” kafalarında olurlar…

Öğrenilmiş çaresizlik kesinlikle olumsuz durumlarda söz konusudur.O halde olumsuz sorularda bulunmalıdır.Başarısız davranışların olumsuz düşünceye dönüşmesidir.

Kendini Gerçekleştiren Kehanet

Bir insanın düşündüğünün başına gelmesi durumudur.

Edimsel koşullanmadır.

Daha önce olumsuz ya da başarısız bir yaşantı olmadığı halde kişi olumsuz duyguları kabullenmiştir.

“Aklıma gelen başıma geldi” veya “Sakınılan göze çöp batar” örneklerini verebiliriz…

Şöyle bir örnek verirsek eğer, yeni bir kızla tanışmaya giderken kızı tavlayamayacağımızı düşünmemiz.

Düşünme buraya tepki iken, başımıza gelmesi uyarıcıdır.

T -> U

Kendini gerçekleştirmiş kehanet olumlu ya da olumsuz olmaz.İyi şeyler düşünmüşseniz iyi şeyler gerçekleşir, yok eğer kötü şeyler düşünmüşseniz kötü şeyler gerçekleşir…

Öğrenilmiş çaresizlikte başlangıçta olan olumsuz davranışlar düşünceye dönüşürken, kendini gerçekleştiren kehanette olumlu ya da olumsuz düşünceler davranışa dönüşmektedir.

Alışma

Duyularla ilgilidir.Duyusal uyum.Duyusal adaptasyon demektir.

Alışma

Uyaran aynı şiddette verildiği halde tepkinin başlangıçta çok şiddetli olması halinde azalmasına alışma denir.

Duyarsızlaşma

Aynı koşullu olayla tekrar tekrar karşılaşılması durumunda duyuşsal tepkilerin azalması demektir.

Sistematik duyarsızlaşmayla aynıdır.

Duygularla ilgilidir.

Örnek olarak, bir kişi gazete dehşet-ü vahşet bir haberle karşılaşıyor ve buna çok üzülüyor.Ertesi gün gene gazetede benzer bir olayla karşılaşıyor ve bunada çok üzülüyor.Bu benzer durum tekrar tekrar gerçekleşiyor ve bu tarz haberlere eskisi gibi tepki vermemeye başlıyor.Dolayısıyla burada duyarsızlaşma gerçekleşiyor.

Ya da

Bir doktor ilk ameliyatında oldukça heyecanlanıyor.Daha sonraki süreçte ameliyatlara gire gire gire bir süre sonra bu heyecanlanma tepkisi azalıyor ve duyarsızlaşıyor.

Yukarıdaki iki örnekte azalan ve ortadan kalkan tepkiler(üzülme, heyecan) duyuşsal durum olduğu için duyarsızlaşma söz konusudur.Yani duyarsızlaşma olması için duyuşsal olması gerekir.

Duyusal Uyum

Eğer soruda duygusal bir durum söz konusu değilde duyusal bir durum söz konusuysa(yani beş duyu organ ile ilgili bir durumsa) duyusal uyumdur.

Örneğin, doktor hastaneye ilk gittiği gün hastane kokusundan rahatsız oluyor.Haliyle zamanla gide gide o hastane kokusuna alışıyor ve o kokuyu duymamaya başlıyor.Yani kokuya alışıyor.Dolayısıyla hastane kokusundan rahatsız olması duyusal bir durum olduğu için burada duyusal uyum söz konusudur.

Duyarlılık – Duyarlılaşma

Hassasiyet demektir.En ufak seslere aşırı tepki vermekte diyebiliriz.

Daha önce göstermediğimiz uyarana aşırı tepki göstermeye başlamaktır.

Örnek olarak, bir annenin çocuğunun gık sesine uyanması.

Ya da

Anne olmayanlar bebek sesine tepki vermezken, ne zaman anne olur o zaman tepki vermeye başlarlar.Duyarlılık kazanırlar.

Ya da

Üst katta oturan çocuk elinden bir şey düşürüyor ve takur tukur ses çıkıyor.Alttaki oturan öküz bu ufak duruma sinirleniyor ve üst kata çıkıyor.

Duyarlılaşma

Şekilde de görüldüğü gibi uyarıcı sabitken tepki artıyor.Yani uyarana daha önce göstermediğimiz tepkiyi daha sonra aşırı derecede gösteriyoruz.

Alışkanlık

Psikomotor davranışlarla ilgilidir.

Aynı davranışı sürekli yaptığımızda otomatik hale gelmesidir.Düşünmeden yapılması haline gelmesidir.

Örnek olarak, evin kapısından içeri girdiğinizde hiç bir zaman önceden bilemeyeceğiniz derin devlet meselesi olan kadınlar gününün içinde bulursunuz kendinizi.Buruşuk buruşuk suratlı o kadınlar aynı anda “AAAYyyyyy Gençay hoşgeldin yavrum açmısın annen kısır koysun sana” derken bir yandan da örgü örebilmektedirler.İşte buradaki düşünmeden yaptıkları örgü örme davranışı psikomotor bir davranış olduğu içün alışkanlıktır.

Sönme

Pekiştirecin kesiyoruz.Bildiğimiz sönmedir.Koşulsuz uyarıcı verilmediği zaman koşullanma ortadan kalkacaktır.

Sönme

Garcia Etkisi: Olumsuz Tat Koşullanması

Klasik koşullanmadaki Bitişiklik ilkesinin(Pavlov’a göre en etkili koşullanma için yarım saniye) her koşullanma için geçerli olmadığını ifade eden etkidir.

Puding yedikten 8 saat sonra mide bulantısı ve kusma yaşayan insanın bir daha puding gördüğünde kusması.

Garcia etkisi,

Tat ve hastalık

durumlarında geçerlidir.

Garcia etkisini tepkisel koşullanmadan ayıran üç özelliği;

  1. Bitişiklik yoktur.
  2. Üst düzey koşullanma ve uyarıcı genellemesi yoktur.Garcia’da tek uyarıcıya koşullanma vardır.
  3. Tat farklı ise hemen koşullanılır.

Ayrıyetten Garcia etkisi denince iki tür kavramdan bahsedilir ki,

Birincisi bitişiklik olmayan durumdur.Örneğin, Ahmet bey öğlen balık yemiş akşam ise midesi bulanmıştır.Akşam midesinin bulanması öğlen yediği balığa bağlaması Garcia etkisidir.

İkincisi ise koşullu uyarıcıyı çağrıştıran her şey Garcia etkisidir.Örneğin Ali öğretmenini sevmemektedir.Bununla birlikte okulunu, sınıfını ve kalemini de sevmez.Bu da Garciadır.

Tepkisel Koşullanmayı Ortadan Kaldırma Yöntemleri

Sönmesini Beklemek

Koşullu uyarıcıdan sonra koşulsuz uyarıcı verilmeyerek(yani tepki pekiştirilmeyerek) istenmeyen tepkinin sönmesi sağlanabilir.

Sistematik Duyarsızlaştırma

Sadece korkularla ilgili bir yöntemdir.

Korku verici uyaranın azar azar arttırılarak istenmeyen tepkiyi ortadan kaldırmaktır.

Sistematik Duyarsızlaştırma

Şekilde de gözüktüğü gibi korku veren uyarıcı azar azar arttırılarak istenmeyen tepki ortadan azar azar kaldırılmaktadır.

Karşıt Koşullama

Koşullu uyarıcı tam zıt bir koşulsuz uyarıcıya eşleştirilir.Yani koşulsuz uyarıcı değiştirilir ve tam zıttı bir bir koşulsuz uyarıcı eklenir.

Okul + Dayak -> Korku
Okul -> Korku
——-
Okul + Sevgi -> Mutlu
Okul -> Mutlu

Hastane + İğne -> Korku
Hastane -> Korku
——-
Hastane + Hemşire -> Sevgi
Hastane -> Sevgi

İtici Uyarıcılara Koşullama

Alkol, sigara, uyuşturucu bağımlılığı, oburluk, normal dışı ve kötü alışkanlıklar vb. istenmeyen davranışların elektroşok, tiksindirici maddeler vb. acı verici veya nahoş uyarıcılarla eşleştirilerek gerçekleştirilen karşıt koşullanma uygulamalarına itici uyarıyla davranış kontrolü(kaçınma terapisi/itici uyarıcılara koşullanma) adı verilir.

İstenen uyarıcıyla istenmeyen uyarıcı eşleştirilerek ortadan kaldırılır.