Etiket arşivi: Sosyal Öğrenme

Sosyal Öğrenme Kuramının İlkeleri

KAVRAM TANIM
Karşılıklı Belirleyicilik
(Karşılıklı Etkilenme)
Model alan, modelden etkilenebildiği gibi modelde model alandan etkilenebilir.

Öğrenciler ilkokul öğretmenlerini örnek alır.Öğretmende ilkokul çocuklarından etkileniyor ve çocuklaşıyor.

Sembolleştirme Kapasitesi Model alma sırasında bireyin düşünebilme kapasitesidir.Nerede ne yapacağını, nasıl davranacağını düşünmesidir.

Bireyin sembolleştirme yeteneğidir.

Öngörü Kapasitesi Model alma sürecinde model alan kişinin davranışlarının sonucunu kestirebilmesidir.

Bir davranışı model aldığımda ilerde başıma ne gelir?
Arkadaşım küpe takıyor.Bende taksam diye düşünsem.Babam beni vurur.O halde bu iş bana göre değil.

Dikkat ederseniz geleceği düşündüm.Öngörüde bulundum.

Dolaylı Öğrenme Kapasitesi Eğer ben başkalarının davranışlarını öğrenme konusunda yetersizsem bu benim model alma sürecimi etkiliyor.

Bu durum Dolaylı Öğrenme Kapasitesi olarak ifade edilir.

Öğretmenin çok güzel yazı yazıyor.Ben yazamam diyerek model almamak buna örnek verilebilir.

Öz Düzenleme Kapasitesi Model aldığımız davranışı kendimize uyarlamaktır.Model alma basit bir taklit değildir.Öz düzenleme vardır.
Öz Yargılama Kapasitesi Bireyin model aldığı davranışın sonuçlarını yorumlayabilmesidir.Değerlendirebilmesidir.

Arkadaşlar küpe takıyorlar.Bende taktım ve  1 ay öyle gezdim.Sonra dedim ki eee ne bok yemeye küpe takıyon?Neye yaradı? diyerek küpeyi çıkarıp attık.

Sosyal Öğrenme Kuramı(Bandura)

“Gözlem Yoluyla Öğrenme” ya da “Model Alma Yoluyla Öğrenme” nitelendirilebilir.

Öğrenmenin olabilmesi için bir başka insana ihtiyaç vardır.

Bir insanın diğer insanları izleyerek öğrenmesidir.

İki veya daha fazla insanın olduğu her yerde sosyal öğrenme vardır.

Sosyal öğrenme bir insanın diğer insanı gözlemlemesidir.Yani bilinçlidir.

Başkalarının yaşantılarını gözlemleyerek öğrenmedir.

Sosyal öğrenme insan davranışlarının neredeyse tümünü açıklamaktadır.

Moda davranışlarının hepsi sosyal öğrenmedir.

Tepkisel Koşullanma ve Edimsel Koşullanma da bir yaşantı söz konusuyken, sosyal öğrenmede gözlem vardır.

Sınıfta arkadaşının el kaldırmasıyla pekiştirilen Osman, haftaya elini kaldırıp söz istemeye başladı…Osman pekiştirilmediği halde davranışta bulundu…

Osman ders esnasında konuşan arkadaşlarının öğretmen tarafından azarlanınca Osman derste konuşmaya karar verdi.Osman konuştu mu?Pekiştirildi mi?Hayır…Sosyal Öğrenme…

Gözlem Yoluyla Öğrenmenin Aşamaları

AŞAMALAR ÖZELLİKLERİ
Dikkat Etme Model alınacak etkinliklere dikkat etme aşamasıdır.Model alan kişinin, modelin davranışlarına, duyularına odaklanmasıdır.

Ayşenaz sınafa girerken, Hande’nin dikkatini çekmesi ve Hande’nin Ayşenaz’a odaklanması…

Hatırda Tutma Elde edilen bilgiden yararlanabilmek için modele ait davranışların hatırda tutulmasıdır.Modelin özelliklerini, modelin davranışlarını zihnimize kaydetmektir.

Zihinsel şema oluşturmaktır.

Ayşenaz otururken, Hande Ayşenaz’ın saçlarının kaydını almaktadır.

Davranışı Meydana Getirme(Uygulama)  Öğrenilenlerin performansa dönüştürüldüğü, davranış olarak sergilendiği aşamadır.Modelin davranışı kendi üstümüzde uygulanacak, denenecek…

Modelin davranışı göstermesidir.

Hande dayısının düğününe gidecektir.Lakin saçını nasıl yaptıracağına bi türlü karar verememiştir.Düşünmeye devam ederken Ayşenaz’ın saçı aklına gelip kuaföre o saçı yaptırmaya gidecektir.

Güdülenme Modelin davranışı gibi davranıldığı taktirde pekiştirileceklerine ilişkin oluşan beklentidir.Model alınan davranış elde edildiği sonuçtur.

Bir davranışı model aldığımızda elde edilen sonuçtur…

Hande dayısının düğününe gidiyorsa ve herkes ona bakıp beğeniyorsa güdülenir.Olumluysa saç modelini kullanacak değilse kullanmayacak.

Unutmayınız ki, modelleme neticesi hiç bir zaman %100 modelle aynı olamaz.

Bir davranışa dikkat edilip hatıra alındıktan sonra illa gösterilecek diye bir kural yoktur.Aradan uzun süre geçtikten sonrada gösterilebilir.

Dolaylı Pekiştirme

Modelin pekiştirilmesinin, model alanın davranışlarında artışa yol açması durumudur.

Bayramda otururken abimiz kalkıp gelen misafirlerin elini öpüyor ve bunun karşılığı para alıyorsa, söyleyin bana hangimiz yerimizde durmuşuzdur?

Abiniz yaptığı davranışta pekiştirildiği halde siz dolaylı pekiştiriliyorsunuz.

Dolaylı Ceza

Modelin cezalandırılmasının, model alanın davranışında azalmaya yol açmasıdır.

“Sallandıracaksın bi kaç kişiyi ibreti alem için” sözü buna çok güzel bir örnektir.

Sınıfta kopya çekerken arkadaşınız yakalanıyor ve ceza alıyorsa, diğerleri sittinsene o davranışı yapmıyor ve kopya çekme davranışı azalıyor.

Dolaylı Güdülenme

Modelin davranış sonuçlarının model alanda aynı davranışı yapma isteği uyandırmasıdır.

Berfin üniversiteler arası yapılan yurt dışı sınavını kazanıp Amerika’ya gidiyor.Orada güzel koşullarda yaşıyor.Bunu duyan Ahmet’te aynı sınava girmek istiyorsa dolaylı güdülenmedir.

Dolaylı Duygu

Modelin duygusal tepkilerinin model alan tarafından da gösterilmeye başlanmasıdır.

Annesi kediden korkan bir genç kız, kendisininde hiç bir yaşantı olmadan kediden korkması…

İnsanlar duygularıda model alabiliyorlar…

Ahlak Gelişimi

Ahlak bireyin ve toplumun yaşamını düzenleyen kurallar bütünüdür.

Bireyin ve toplumun yaşamını düzenleyen bu kurallar bütününün iki temel ayırt edici özelliği mevcuttur.

  1. Bu kurallar toplum tarafından kendiliğinden oluşur.
  2. Herhangi bir ahlak kuralını birey ihlal ettiği zaman(örneğin, yalan söylemek, dedikodu yapmak, yaşlılara iyi davranmamak vb.) bunun yaptırımı vardır.
    Yani anlayacağınız bu kuralların kınama, öldürmeye kadar giden yaptırım gücü vardır.Yaptırımı uygulayanda yine toplumun taaa… kendisidir.

Bireyin Ahlakı Nasıl Edindiğini Açıklayan Yaklaşımlar

Davranışçılık

Ödül – ceza – alışkanlık bağlantısı ile açıklar.

Çocuk doğru yaparsa ödül, yanlış yaparsa ceza alır.Böylece doğruyu yapmak alışkanlık haline gelir.

Sosyal Öğrenme

Birey çevresindeki kişileri model alma ve taklit yoluyla ahlak kurallarını öğrenir.

Psikanaliz

Bu yaklaşıma göre ahlak kurallarını içselleştiriyoruz.Yani kişiliğimizin bir parçası oluyor.

Daha derli toplu belirtmek gerekirse ahlak kuralları süperego olarak içselleştiriliyor.

Anlayacağınız otorite bireyin içerisindedir.

Bu üç yaklaşımın ortak özelliği ahlaki davranışı açıklamalarıdır.

Dil Gelişimi

Dil insanlar arası iletişimi sağlayan, duygu, düşünce ve niyetleri aktaran karmaşık sistemin adıdır.Dil yalnızca iletişim demek değildir.Eğer öyle olsaydı iletişim hayvanlarda da olduğundan insanın hayvandan bir farkı kalmazdı.İnsan dilinin hayvandan ayıran en önemli özelliği, duygu, düşünce ve niyetlerini aktarabilmesdir.

Dilin Öğeleri

Büyün dillerde morfem(hece) vardır.
Ses(Fonem) Ses birimidir.(d, g, q, s, b) gibi sesler her dilde farklıdır.Alfabedeki ses miktarı ile günlük kullanım miktarı aynı değildir.Türk alfabesinde 29 ses vardır ama günlük kullanımda farklı şivelere göre ses miktarı çok daha fazladır.Bütün dilerde fonem vardır.
Semantik(Anlam) Birleştirilen seslerin dış dünyada ya da o dili konuşanların zihnindeki karşılığıdır.Örneğin, su seslerinin ya da evlerden gelen seslerin dış dünyada ya’da zihinde bir karşılığı yani anlamı olması gerekir.
Ses – morfem – semantik insan ve memeli hayvanlarda ortaktır.
Sentaks(Söz Dizimi) Cümle kurma, insanı hayvandan ayıran en temel özelliklerden biridir.Yeryüzünde yanlız olarak bir tek insan yapabilir.Bu söz dizimi; duygu, düşünce, niyetleri ve kültürü, bilimi diğer insanlara aktarmayı sağlar.
Pragmatik(Dilin Kullanımı) Kelime yanındaki kelimeye, cümle yanındaki cümleye göre anlam değiştirir.İnsan dilini daha karmaşık hale getirir.
Alçak Adam
Alçak Duvar
Alça Gönüllülük
Aynı sözcüğün yanındaki sözcükler değişince üç farklı anlama geliyor.Chomsky buna “dil oyunları” diyor.Buna göre kelime ve cümlelerin yerini değiştirip sınırsız sayıda anlam üretmek mümkündür.

Dilin Nasıl Öğrenildiğine İlişkin Görüşler

Davranışçılık

Dilin uyaran – tepki ve pekiştireç bağı ile öğrenildiğini savunmaktadır.

Çocuk tesadüfen su sesi çıkarıyor.Anne çocuğa su veriyor.Su ile su sesi arasında bir bağlantı kuruluyor.

Sosyal Öğrenme

Hiç pekiçtireç almadığımız kelimeleri nasıl öğreniyoruz?” sorusuna sosyal öğrenmeyi cevap olarak verebiliriz.

Taklit ve model alma ile öğrenildiğini ama daha çok model alma ile öğrenildiğini savunur.Çocuk çevresinde konuşulan sözcük ve cümleleri model almaktadır.

Telafuz açıklar.Dil taklit olduğu için yöresel konuşmalar çıkıyor.

Chomsky ve Psikolenguistik Kuram

Chomsky!nin görüşü, “Dil, insan türü için doğuştandır.Dil insanlar için biyolojik alt yapı, doğuştan donanım, türsel hazır bulunuşluktur.” şeklindedir.

Chomsky’e göre tüm insanlar yeryüzüne Dil Edinme Mekanizmasıyla gelir.

Sesler, seslerden morfemler oluşturma, bunlardan anlam yani semantik oluşturma ve sentaks(söz dizimleri) yapıp farklı anlamlar türeterek kullanmak yani pragmatik tüm insanlarda doğuştan gelmektedir.

Ayrıca çevrede konuşulan dili alıp zihne yerleştirme alıcı dil ve daha sonra zihne yerleştirilen dili kullanma ifade edici dildir.Bu tüm insanlarda doğuştan gelmektedir.

Bütün bu özellikler doğuştan dil edinme mekanizmasının içinde gelmekte ama bunları hangi dil üzerinde yapacağımızı, hangi dili konuşacağımızı çevreden öğrenmekteyiz.

Bu kuramdan yola çıkarak aşağıdaki varsayımlarda bulunabiliriz.

  • Sağırlar dili neden mükemmel öğrenirler?Cevap olarak, mekanizma doğuştandır.
  • Niye bu kadar çok dil var?Cevap olarak, mekanizma doğuştandır.O yüzden insanların olduğu heryerde dil vardır.
  • Dilde nasıl bu kadar anlam zenginliği var?Cevap olarak, kelime ve cümlelerin yeri değiştirildiğinden dolayı.Pragmatik.

Chomsky’e göre A dili B dilinden üstün ya da şöyle böyle olması hikayedir.

Önemli olan pragmatik olmasıdır.

Psikolenguistikçilere Göre Dil Gelişimi Aşamaları

Bütün dünyadaki çocuklar bu aşamalardan geçip dil öğreniyor.Bundan dolayı kalıtımsaldır.

Evreler

AGULAMA(0 – 12 Ay) Ağlama(0 – 2 Ay) Çocuk ağlayarak dille ilgili organları kullanmayı, yani dudak, dil, damağını kullanmayı öğrenir.İlitişimde vardır.
Babıldama(2 – 6 Ay) Bu dönem tam olarak agulamaya karşılık gelir.Çocuk “aguuuu”, “abbabba”, “ecededee” şeklinde salak saçma sesler çıkarır.Bu evre doğuştan sağırlarda da vardır.Bu dil doğuştandır görüşüne en büyük kanıttır.Bu gün bizim çıkartamadığımız sesleri bebekler bu evrede çıkarırlar.

Hertürlü ses çıktığı için, dil gelişimi için evrenseldir.

Çağıldama/Heceleme(6 – 12 Ay) Dik yerelleşiyor.İçinde bulunduğun yerin sesleri kalıyor diğerleri gidiyor.Sağırlarda ses çıkarmayı bırakıyor.Önce birbirini takip eden sonra takip etmeyen heceleri söyler.”nana”, “anne”, “nene”
Tek Sözcük(12 – 18 Ay)

Otistik ve zihinsel engelliler için burası kritik dönemdir.

Semantiğin oluştuğu yerdir.

Bilinçli olarak çıkarır.

Çocuk top derken topa karşılık geldiğini bilerek top seslerini çıkarır.

Bir kelimeyle birden çok kastediliyorsa buna morgen deniyor.

Telegrafik Konuşma(18 – 24 Ay) İki, en fazla üç sözcükle konuşulur.Bağlaç ve ekler kullanılmaz.

Su ver.
Top at.
Ben gel.
Ali ben oyna.

gibi gibi saçmaaaa sapannnnnnnn konuşma tarzıdır.

İlk Gramer(24 – 60 Ay) Gramer kurallarına uygun konuşma başlar.

Chomsky ve Piaget’in Ekledikleri

Chomsky, alıcı dil ve ifade edici dili ekler.

Piaget’te eksik kurallaştırma ve aşırı kurallaştırmayı ekler.

Alıcı dil, 0 – 2 yaş aralığında muazzam işler.2. dil ana dil gibi öğrenilmez.Alıcı dil hala mevcut lakin o kadar değil.

Önce alıcı dil gelişir, daha sonra ifade edici dilde kullanılmaya başlar.

Eksik kurallaştırmada bir nesnenin bir tane adı vardır.Örneğin, “simitçi” kelimesinde ki “çi” ekini bir tek burada kullanıldığını sanar ve “tornacı” kelimesini bu şekilde değilde “torna abi” gibi seslendirir.Çünkü mevzuyu anlamamış.Eksik kurallaştırmış.

Aşırı kurallaştırmada çocuk bir gramer kuramını yerli yersiz kullanır.Örneğin, “simitçi”, “kalemci”, “polisci”, “sizler geldiler” vs. gibi.

Aşırı kurallaştırmada çocuk kelime üretir.”Yalandırdım”

Vurgu yapmak için bir kelimeyi iki kere kullanma aşırı kurallaştırmadır.

Anlatım bozukluklarının çoğu aşırı kurallaştırmadır.

Piaget’in büyük iddaası, “Dil ve Biliş paraleldir”.
Bilişsel gelişimi en iyi takip eden alan dil gelişimidir.
Önce düşünce gelişir, devresel tepki(agulama), önce nesne sürekliliği oluşur, sonra tek sözcüğe geçilir.Önce sembolleştirme sonra gramer oluşur.

Piaget ve Chomsky ortak noktası konuştuğunuz dilin önemi yoktur.

Yansıtıcı Dil Hipotezi

Dildeki tüm sesler doğadan çıkarılan seslerden türer.Yanlıştır.Eğer dildeki sesler doğadan çıkarılan seslerden türeseydi tüm  dillerdeki sesler aynı olurdu.Otistik ve PDR’cilerde aktif kullanır.

Otistiğin en büyük belirtisi dilde gecikmedir.Otistikler sematik ve sentaksta problem yaşar.

Asperger Sendromu, mecaz ve benzetme anlamaz.